Cemiyet Hayatı

TRT’nin pek çok pop şarkıcısının parçasına yasak getirmesine ilk tepki geçtiğimiz günlerde trafikte Erdoğan’ın konvoyuna rastlayıp kendinden geçen Demet Akalın’dan geldi.

“Ah Ulan Sevda” isimli şarkısına yasak geldiğini internetten öğrenen şarkıcı TRT’ye “Allah Allah, neden ve nasıl yasaklanmışım!? Doğru mu TRT?” diye seslendi.

Geçtiğimiz günlerde trafikte Tayyip Bey’in konvoyuna rastlayan Akalın ve eşi kendilerinden geçmiş, çektikleri videoyu internetten yayınlamışlardı. Saray ziyaretlerinin “aranan” ismi Akalın’ın “Hay Allahına kurban bee”, diyerek yaptığı yalakalığın işe yaramaması dikkatlerden kaçmadı!

İşte o video!

“Zengin değilim, şık giyinemiyorum” diyenler, dert etmeyin! Moda ikonlarımızdan Yasemin Özilhan 3-5 bin liraya da şık olmanın mümkün olduğunu açıkladı!

Bir dönem Show TV’nin tekrarlana tekrarlana milletin kanayan yarası haline gelen Doktorlar dizisinin oyuncusu olan, zengin adam İzzet Özilhan’la evlendikten sonra “modacı” kılığına bürünen Yasemin Hanım’ın yaptığı bu tespit, halkın yüreğine su serpti!

Pazardan da alışveriş yapıp bunları davetlerde de giyebileceğini söyleyen mütevazı Yasemin Hanım, “Bazı ayakkabı ve kıyafetler çok pahalı. Benim böyle takıntılarım yok, 3-5 bin TL’ye de şık olmak mümkün” dedi.

Vatandaş geçim sıkıntısından kendini mi yakıyor, gencecik insanlar işsizlikten intihar mı ediyor, iş cinayetlerinden her gün kaç emekçi canından mı oluyor, ne önemi var?!

Biz de Yasemin Hanım nezdinde tüm “sosyetik ev kadınlarına” “Tak takıştır, sür sürüştür, inadına gel piyasa vakti muhallebiciye” diyoruz, ne diyelim!


AKP iktidarı altında toplumsal bir delirme hali yaşanıyor. Bu da AKP’li “seksi şarkıcı” mesela!

AKP toplumu karpuz gibi ikiye ayırdı. Türkiye’de artık birbirine düşman iki kutup yaşıyor. Bir yanda iktidarın gücüyle beslenen ve o güce tapan bir kesim, diğer yanda o güçten ve güce tapanlardan nefret edenler…

Öyle ki, artık cinsel fantezi dünyası bile birbirine girebiliyor!

Sosyal medya üzerinden birbirleriyle atışan swinger çiftler görülmeye ortaya çıktı. Swinger, yani “eşlerini birbiriyle değiştiren” iki çift, siyaseten birbirine düştü. İşten atılan akademisyen Candan Badem’in Twitter mesajı altına yorum yazan AKswinger çift ile muhalif swinger çift arasında ilginç bir atışma gerçekleşti.

Candan Badem’e “vatan haini” diyen AKswinger’a, diğer swinger’dan okuduğunu anlayamama eleştirisi geldi!


Sedat Peker, kendisine “Babacığım” diye hitap eden çocuğu kadın bulmak için kullanmış!

Mahkemeden kaçan ve avukatlarıyla gizlice Adliye’ye gidip “oluk oluk kan dökeceğiz” laflarını “düşünce özgürlüğü” kapsamında savunan Sedat Peker hakkındaki rezillikler bir türlü bitmiyor. Hapishanedeki oda arkadaşı ve “yakın dostu” Oğuz Bulut’un bir erkek çocuğuna cinsel istismar görüntüleri ortaya çıktı ama Oğuz Bulut hâlâ ortada yok. Bir travestiye evlenme teklif eden adamı Cahit Çetin öldürüldü, cinayetin üzeri örtüldü.

Biraz kurcaladıkça, Sedat Peker’in tarihinin de rezilliklerle dolu olduğu ortaya çıkıyor. 2005 senesi yazında Sedat Peker’in telefon kayıtları medyaya düşmüştü. Bu kayıtlarda, o zaman “çocuk şarkıcı” olan “Küçük Onur”a kendisi için kadın buldurduğu ortaya çıkmıştı.

Sonuçta “sanat kariyeri” tükenen ve “ekstralara” giderek geçimini sağlamaya çalışan zamının “Küçük Onur”u bitiren olaylardan biri, hiç kuşkusuz Sedat Peker ile girmiş olduğu “baba-oğul” ilişkisiydi…

Şimdi 2005’teki telefon kayıtlarına gidelim…

Sedat Peker telefon kayıtlarında Küçük Onur adıyla bilinen şarkıcı çocuğa, “Ulan sahtekâr, dolandırıcı p… Ulan, ‘Görev ver babacığım,’ bu muydu lan, bu mudur?” diye bağırıyor, çocuk, “Ben ne yapayım babacığım. Ben tutuyorum, getiriyorum, beğenmiyorsunuz, gönderiyorsunuz,” diye hâlâ ‘babacığım’ diye hitap ediyor.

Ortada bir kadın alışverişi var. ‘Düşük kalite’ kadın gönderdiği için küfrü yemiş ama oralı değil, hâlâ soruyor: “Bir emriniz var mı babacığım?” Her gördüğüne ‘baba’ diyecek tıynete gelmiş çocuk. Peker, “Gözlerinden öpüyorum dolandırıcı köpek!” diyor çocuğa, hakikaten köpeğe davranır gibi…

Ufacık çocuğu televizyonlarda, öylece gözümüzün önünde büyüten ve mafyozların muhabbet tellalı haline getiren adi bir çark işliyor…

“EBRU DESTAN HELGA DİYE KİMLİK ÇIKARSIN!”

Selin adında bir kadın, Sedat Peker’e manken Ebru Destan’ın kendisiyle tanışmaya can attığını söylüyor telefon kayıtlarında: “Herkese sizi çok beğendiğini söyledi. ‘En azından bir yüzünü görmek istiyorum,’ dedi bana.” Mübarek yüzlü Sedat Peker de Türkçü tabii, “Bir nüfus kâğıdı çıkarır, üzerine Helga yazar, saçlarını falan benzetirse düşünebilirim Selin. O hanımefendi bu kadar ısrar ediyorsa, Türk kimliği ile gelmemeli tamam mı? Şaka yapıyorum biliyorsun değil mi?” diye müthiş bir komiklik yapıyor.

Ama şöyle bir hafızamızı yokladığımızda, bir Rus kadının bir çiftlikte genital bölgeleri parçalanarak tecavüze uğradığını ve olayla ilgili Sedat Peker’den davacı olduğunu da hatırlıyoruz…

Sahi sonunda ne olmuştu kadına? Ne olacak, Peker’in pek çok tanığı vardı, kadının ise sığınması mümkün olmayan bir guguk devleti…


Videoda göbek atarken görülen Oktar Babuna, “kan kanseriyim” diyerek 1999’da kampanya başlattı ve 96 bin kan örneğini dünyanın en büyük DNA testi şirketi Lifecodes’e gönderdi!

‘Adnan Hoca’ namıyla tanınan Adnan Oktar, ‘kedicik’ diye tanınan müridi kadınlarla kahvaltı pozu yayınladı. Lüks bir teknede, bikinili ‘kedicik’lerle mükellef bir sofra önünde poz veren Adnan Oktar, Muhammed Peygamber’in artık içi boş bir kabuğa dönen ünlü sözü, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözünü akıllara getirdi.

Çiftliklerde, konaklarda lüks bir yaşam süren tarikat, son yıllarda yeni bir “konsept” benimseyerek, lüks kıyafetler ve yaşam tarzını kendi televizyon kanallarından ve sosyal medya hesaplarından sergilemeyi tercih ediyor.

“Ben mehdi değilim ama benziyorum” açıklamaları yapan Adnan Oktar ise, sık sık kediciklerle karşılıklı oynayarak, bu görüntüleri ekranlardan yayınlıyor.

Böylelikle, özellikle lüks yaşama meraklı gençleri tarikatlarına çekerek istismar ettikleri söylenen bu ekibin kaynağı belirsiz ciddi bir paraya hükmettiği ise herkesin malumu. Bu paranın kaynağının evrim teorisi karşıtı Hıristiyan vakıfları, Adnan Hocacı Oktar Babuna’nın “kan kanseriyim” diye toplayarak sattığı öne sürülen dna örnekleri ve zengin/saf müritlerin varlıkları olduğu söyleniyor…

Sonuçta ortada olan bir gerçek var ki, o da, Adnan Hoca ve kedicikleri iyi besleniyor!

Yıldız Tilbe Twitter’dan yaptığı açıklamada Ahmet Hakan’a yüklendi. Ahmet Hakan ile Yıldız Tilbe arasında bir polemik patladı. Tilbe kendisini ırkçılıkla suçlayan Ahmet Hakan’a “Sen erkek bile değilsin. Kadın mı olmak istiyorsun!” sözleriyle yanıt verdi.

Tilbe, “zavallı” dediği Ahmet Hakan’a “O muhteşem bir kelam diye beğendiğin söylemde bana ait değil, ahmak” karşılığını verdi.Yıldız Tilbe kendisini ırkçı söylemlerde bulunmakla suçlayan Ahmet Hakan’a Twitter’dan ateş püskürdü.

AHMET HAKAN YILDIZ TİLBE’Yİ IRKÇILIKLA SUÇLADI

Yıldız Tilbe, O Ses Türkiye’de yabancı dilde söylenen şarkılarda ifade ve yorum başarısını ölçemediği, bu nedenle de yabancı dilde şarkı söyleyen yarışmacılara dönmediğini söyledi. Bunun üzerine ünlü sanatçı ırkıçıkla suçlandı. Suçlamaları yapanların başında Ahmet Hakan ve Cengiz Semercioğlu geldi.

TWITTER’DAN DEMEDİĞİNİ BIRAKMADI

Tilbe’de Twitter hesabından yaptığı açıklamayla Ahmet Hakan’a tam anlamıyla ateş püskürdü.

İşte Yıldız Tilbe’nin Ahmet Hakan için kullandığı ifadeler:

Bana ırkçı diyen bütün cahillerden özür bekliyorum.Ahmet Hakan zavallısı içine sinmiyorsa dışının etkisi vardır, yediğin kemikler tatlıdır. Yoksa içine oturması lazım, içinde Allah varsa tabii…

Ahmet Hakan sen ucuz sersem ve şapşal bile değilsin, erkek değilsin kadın mı olmak istiyosun!Taşıdığın isimler sana haram olsun Ahmet Hakan sende ne Ahmetlik ne Hakanlık hak getire, latince yaz bakayım seni kaç kişi anlıyor ırkçısız.Konuştuğum dilde şarkıcı arayınca ırkçı olduğumu düşünenler bana Türkçe yazmasınlar.O muhteşem bir kelam diye beğendiğin söylemde bana ait değil, ahmak!Cengiz Semercioğlu Ahmet Hakan vb. aynı kumaş. Fakat ben erkek değilim, maalesef. Eminim olmamı isterlerdi. Allahtan bulun.

Akil insan kılıklarında arz-ı endam edip “terör bitiyor, PKK yurdu terk ediyor. Artık silahlar değil, söz konuşacak. Siyaset konuşacak. Bugüne kadar demokrasi diye yırtıyorduk kendimizi. Oldu işte” demişti “çözüm sürecinde”. Şimdi de çıkmış, “olmadı, devletin toprağını istediler” diyor. E tabii konu hassas, zaten koskoca hükümet “yanılmış”, Hülya Koçyiğit yanılmış çok mu, geçiyoruz…

Konumuz Posta Gazetesi’ne röportaj veren Hülya Hanım ve önlenemez yüzsüzlüğü! Efendim meğer olaylar öyle bildiğimiz gibi değilmiş. Sayın Koçyiğit bütün gün memleketin dertleriyle dertleniyormuş da haberimiz  yokmuş. Arakan’daki Müslümanların uğradıkları zulüm içini acıtıyormuş mesela. “İster Müslüman ister ateist olsun, insan onurunun bu kadar ayaklar altına alınması, insanların çaresiz ve vatansız bırakılmaya mahkum edilmesi… Tüm bunlar vicdanımı sızlatıyor. İçimde bir kan akıyor. Onlar da insan, onlar da çocuk” demiş.

Hülya Hanım’ın “hassasiyetleri” arasında sadece Arakan değil, Suriyeliler de varmış. Batı’yı eleştiriyor; “onları yalnız bıraktılar” diye. “Biz komşusu açken tok uyuyamayan bir milletin devamıyız” diyor. Gazetecinin “kendi ülkemizde de çok yoksul, çaresiz insan var?!” vurgusuna ise şöyle cevap veriyor: Ülkemizde zor durumdaki insanlara yardım edildiğini biliyorum; “Sayın Emine Erdoğan’ın gidip orayı (Arakan’ı) ziyaret etmesini takdirle karşılıyorum. Tüm dünyaya önderlik ettiğini düşünüyorum.”

Zaten Hülya Hanım’ın bilmediği bir beş vakit namaz: Kuzey Irak referandumunu da eleştiriyor, kısaca bölünmeye o da karşı!

Ve geliyoruz röportajın en can alıcı kısmına “Bana ‘vay efendim, sen hükümeti tutuyorsun’!” diyorlar. Kimse kusura bakmasın, benim torunlarım var. Ülkemin geleceği var. Tabii ki bunları düşüneceğiz. Eksik bulduğumuz şeyleri de söylüyoruz; eğitim sisteminde bir başarısızlığımız var!” diyor.

HER ŞEY KOÇYİĞİT TORUNLARI İÇİN!

Hayır; susmuyorlar, durmuyorlar, utanmıyorlar! Neymiş; hanımefendinin torunları varmış.

Tabii, Kur’an kurslarında tecavüze uğrayanlar, yurtlarda yanarak can verenler, zorla dinci eğitim almaya zorlananlar, sırf sen “Kuzey Irak bölünmesin” diye arzu ettiğin için oraya ölüme gönderilen çocuklar senin torunların değil nasıl olsa!

Senin torunların minibüse filan binmediği için “şort giydi” diye dövülmez, alkol aldı diye tacize uğramayı “hak etmez”.

Senin torunlarının KHK’larla işleri ellerinden alınmaz, kocaları onları dövmez, öldürmez. Senin torunların işsiz kalmaz, işten kovulmaz, atanamayan öğretmen olup intihara kalkışmaz, veya polis filan olmak zorunda bırakılıp “şehit”de düşmez. Onur için açlık grevi filan; o ne ayol!

Nasıl olsa Emine Hanım Arakan’a gidip bütün dünyaya örnek oluyor di mi Hülya Hanım; senin torunlara bu hayatta hiçbir şey olmaz. Yahu ne kusura bakıcaz; memleket senin. Yeter ki senin torunlar var olsun. Amin be güzelim, aramızda milletin torunlarının lafı mı olur; yaşasın Koçyiğit torunları!


Melih Gökçek’in kovulma sürecini başlatan video!

Melih Gökçek, Tayyip Erdoğan’ın istifa zorlaması karşısında fiziksel olarak çöktü. Her zaman boyanmış saç ve bıyıklarıyla, makyajlı ve bakımlı yüzüyle kameralar karşısına geçen Gökçek’in bugünkü görüntüsü onu her daim takip edenleri şaşırttı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan istifası istenen Melih Gökçek’in, bir devlet memuruyken seçildiği Belediye Başkanlığı görevleri esnasında büyük bir servet edinmiş olması, bir futbol takımına ve bir televizyon kanalına sahip olacak kadar konuyu abartması dikkat çekiyordu.

Aile olarak verdikleri sevimsiz profil ise cabasıydı. Ve nihayet, Melih Gökçek’in zamanında Fethullah Gülen’e çektiği yağlar hiç akıllardan çıkmıyordu…

Melih Gökçek’in koltuğa yapışıp yapışmayacağı, Tayyip Erdoğan hakkında elinde bulundurduğu söylenen kaset ve bilgileri kullanıp kullanmayacağı ise merak konusu. Hep beraber bekleyip göreceğiz…


Dün gece yapılan Türkiye Güzellik Yarışması, Türkiye’nin genel atmosferine gayet uygun olarak bir dizi rezalete sahne oldu. Itır Esen’in “kraliçe” seçildiği yarışmada favori olarak gösterilen ama ilk 10’a bile sokulmayan Gözde Baddal Twitter’dan “Allah belanızı versin!” diye yazdı.

Gerçekten de yarışmada “torpil” döndüğü bariz biçimde görülüyordu.

Daha sonra bedduacı güzel Gözde Baddal o hesabın kendisine ait olmadığını açıkladı ama “Allah tüm yarışmanın belasını verdi”!

Birinci seçilen Itır Esen’in daha evvel Twitter hesabında 15 Temmuz’la dalga geçtiği ortaya çıkınca tacı geri alındı. Genç bir kadın sosyal medyada zevzeklik yapmış, hemen linç kampanyası başladı. Ve nihayet “kraliçelik tacı” hızla Itır Esen’den geri alındı!

Ne diyelim?! Burası Türkiye! Olur öyle!


Bundan birkaç yıl önce hükümetin çıkardığı af yasasıyla daha önce atıldığı mimarlık fakültesine geri dönüş hakkı kazanan Adnan Oktar’ın alacağı karar akademik çevrelerde panik yaratmıştı.

Fakültenin kadın akademisyenlerinin “Acaba döner mi? Ya dönerse ne yaparız”? türünden yaşadıkları endişe haksız çıkmadı. Adnan Oktar, kendi TV kanalında akıllı kadınların ateşli olduğunu açıklayarak kadınlar arasında yeni bir paniğe neden oldu.

Programda kendisine yöneltilen “Ateşli kadın mı, güzel kadın mı?” sorusuna Oktar, “Kayıtsız şartsız ateşli kadın… Güzel olan kadın zaten ateşli olan kadındır. Kadın güzel, bebek gibi ama ateşli değil nasıl oluyor? O zaman aklını kullanmıyor, ruhunu kullanmıyor, vücudundaki o muhteşem ateşi kullanmıyor. Her akıllı kadın istisnasız ateşlidir” cevabını verdi.

Hayır, biliyoruz; aklı olan kadının Oktar’la ne işi olur ama biz yine de kadınları uyaralım: Dikkat! Adnan Oktar her an karşınıza çıkabilir!