Tükettiniz Bizi!

Devlet, halkın parasını babasının malı gibi savurmanın cezasını yine halka ödetiyor!

Konuya en güzel örneklerden biri de Sivas’ın Divriği ilçesinden geldi. İlçe kaymakamlık binasına şikayetini anlatmak için gelen bir vatandaşa “telefonda yüksek sesle konuşma cezası” verildi.

Şikayetini anlatmak üzere kaymakamlık salonunda sırasını bekleyen 68 yaşındaki Mehmet Aydın adlı vatandaş aynı zamanda cep telefonu ile konuşunca cezayı yedi!

Kaymakamın odasından çıkan polis memurları, Aydın’a yüksek sesle konuşup gürültü kirliliği yaptığı gerekçesi ile 5326 sayılı Kabahatler kanununun 36. Maddesi kapsamında 124 TL para cezası kesti. Aydın’a kesilen ceza ödemeyi hemen yapması nedeniyle 93 TL’ye indirildi.

Divriği’de tehlike saçan metruk binalarla ilgili Divriği güvenliği adına Kaymakamlığa gittiğini belirten Aydın, haksız bir ceza ile karşı karşıya kaldığını belirterek konuyu Cumhurbaşkanlığına kadar taşımayı düşündüğünü belirtti.

Hani duyan da memleketi sükunet ülkesi sanır! Bizler de halk olarak her gün yaptıkları kuru gürültü nedeniyle başta vekiller olmak üzere tüm gürültücülere ceza kesilmesini, paraların da halka dağıtılmasını talep ediyoruz. Cezasını erken ödeyene indirim de yapmıyoruz!

Kaynak: İHA

İtiraflar, pişmanlıklar, ‘yanılmalar’; vatandaş olarak sabahtan akşama kadar hayretler içerisinde devlet büyüklerimizin yaptığı faaliyetleri izliyoruz.

‘Koca koca’ bakanlar şaka gibi açıklamalar yaparak tüm gün boyunca memleketimizi kahkahalara boğuyor. “Kuzey Irak’a yaptırım tehlikelidir” deyip birkaç saat sonra “demedim” diyen mi ararsınız, “maalesef işsizliği düşüremedik” itirafı yapan mı ararsınız, adım başı İmam Hatip Lisesi açıp “her yere İmam Hatip açmak doğru değil” diyen mi ararsınız, alayı mevcut hamd olsun!

Bu arada vatandaş gelen zamlarla nasıl başa çıkacağını kara kara düşünürken, bir inci de Maliye bakanı Naci Ağbal’dan geldi. Bakan, MTV’ye gelen yüzde 40 zammın aslında bir “avantaj” olduğunu açıkladı.

Ağbal, “2017 sonuna kadar eski sistem geçerli. Aslında avantaj var. Bu yıl içerisinde araba almak gelecek yıllara dönük ödenecek vergiler bakımından avantaj getiriyor” dedi.

Aynı konuşmada Bakan Ağbal Cumhurbaşkanı’nın bir vizyonu olduğunu, yakında kendi uçağımızı ve füzemizi yapacağımızı belirterek Tek Adam Rejiminin menüsüne de açıklık getirmiş oldu.

Açıklamayla birlikte bunca yıldır hükümetin yaptığı yolları yiyerek beslenen halka bundan böyle ekmek arası uçak ve füze yiyeceği müjdesi de verilmiş oldu. Daha önce “bunlar zam değil fiyat güncellemesi” diyen eski Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’i sevgi ve saygıyla yâd ediyor, “hepimize afiyet olsun” diyoruz. He bu arada, şaka filan da yapmıyoruz!

Sosyal medya şarkıcı Demet Akalın’ın muhteşem çizme paylaşımıyla ‘yıkıldı’. Akalın iki hafta öncesinden ısmarladığı ve nihayet kavuştuğu Yves Saint Laurent marka çizmeleriyle çektirdiği fotoğrafını takipçileriyle paylaştı.

Haberin bizi ilgilendiren kısmı ise fiyatı. Swarovski taşlarla süslü çizme, tam 8 bin Euro, yani 33 bin TL. yani asgari ücretle geçinen bir ailenin yaklaşık 2 yıllık geliri.

Geçtiğimiz günlerde bindikleri otobüsün koltuklarını kirletmemek için ayakta yolculuk eden maden işçilerinin durumu geliyor da aklımıza; Demet Hanım’a “güle güle kullan” demek geliyor içimizden. Gerçi biraz büyük gelmiş gibi ama olsun seneye de giyer!

Kadınlara cinsel taciz olaylarıyla gündeme gelen, fakat ne hikmetse pişkince ‘hizmet vermeye’ devam eden Metro Turizm’in üzerine kaynar su döktüğü çocuğu hastaneye bırakıp kaçtığı iddia edildi.

Sosyal medyadan şikayette bulunan Sezgin Erdoğan adlı yurttaş, 13 yaşındaki çocuğunun başına gelen olayı sosyal medyadan duyurdu.

Erdoğan, 8 Ağustos günü Kastamonu Pınarbaşı’ndan İstanbul’a seyahat eden otobüste, 13 yaşındaki çocuğunun üzerine kaynar su döküldüğünü, otobüsün şoförünün çocuğu ve 18 yaşındaki ablasını Sakarya Hendek’te bir ambulansa bırakarak yola devam ettiğini iddia etti.

Olay sonrası Metro Turizm’in genel merkezini arayan Sezgin Erdoğan, “otobüsün içinde seyahat halindeyken oluşacak kazalardan Metro Turizm’in sorumlu olmadığı” yanıtını aldığını belirtti.

Şimdi biz de soruyoruz; cinsel taciz olaylarından sonra şimdi de çocuk yakıp kaçan bu müessesenin bu ‘gidişine’ bir ‘dur’ diyecek yok mu bu memlekette?

İşçisi, memuru, köylüsü, adalet arayan yurttaşların sıcakta eriyen asfalt üzerinde yürüyüşe geçtiği memleketimizde “Allah başka dert vermesin” dedirten olaylar da yaşanıyor. Son olarak taşeron işçilerin de haklarını aramak için yollara düştüğü bugünde, meşhur kasabımız Nusret Gökçe’nin, ünlü uyuşturucu baronu Pablo Escobar’ın hayatını konu alan Narkoz (Narcoz) adlı dizide oynayabilmek için 1 milyon dolar ödediği iddia edildi.

ADALETİN BU MU DÜNYA?!

Et pişirirken verdiği garip pozlar ve ne anlama geldiği henüz tespit edilememiş tuzlama hareketiyle hafızalara kazınan kasap Nusret’in dünya çapında meşhur olabilmek için verdiği bu çaba “işi olmayan kasap” atasözünün nasıl icat edilmiş olabileceğine dair de ipuçları verdi. Nusr-et’in parası züğürtlerin çenesini yormaktan başka bir işe yaramazken, memleketteki “adalet arayışlarına” yeni bir yön verip vermeyeceği ise merak konusu oldu.

Yaygın marketlerde, etiket fiyatı ile kasada ödediğiniz para arasında sık sık farklılıklar oluyor. Bu farklılıklar zaman zaman abartılı rakamlara ulaşıyor. MİGROS ise raf ile kasa arasındaki ‘fark’ konusunda şampiyonluğa koşuyor. Konuyla ilgili egeekspres.com sitesinde yayınlanan yazıyı paylaşıyoruz:

Yazmadık…  Şikayetler bitmedi… Diyordu ki vatandaşlar, “Kasada kazıklanıyoruz. Fiyat etiketi başka, kasada ödenen para başka… Hep yanlışlık var ama, yanlışlık sürekli vatandaşın aleyhine”

Olur mu?

Ben hiç yaptığım alışverişin fişini kontrol etmezdim… Bunca şikayetten sonra, izlemeye başladım… Migros Kuşçular’dan kıyma aldım…  Kasap 33 TL fiyat yapıştırdı… Kasaya geldim, benim kıyma olmuş 37 TL… Bakmasam 4 lira kazık yiyeceğim…

“Bu nasıl iş?” diye sordum… “Yanlışlık olmuş” dediler, paramı iade ettiler! Yazmadım… Olur ya… Beşer şaşar…

Bizim hanım ertesi günü aynı Migros şubesinde kasa görevlisiyle tartışmış… İndirimli üründen 5 TL fazla almışlar,  fark edilince para iade edilmiş… Yazmadım…

Bir hanımefendi telefonla beni aradı… “Etiket fiyatı 12 TL olan ürüne 19 lira para aldılar, sonradan fark ettim” dedi…  Yazmadım…

Alışveriş biter mi? Yine kıyma için Migros’a gittim geçen gün… 32 TL kasap etiketi, kasada ödediğim para 34.90!  Anladım ki; Migros, kasada 3-5 TL katkı payı(!) alıyor!

Şöyle bir hesap yapalım birlikte…

Diyelim ki, her müşteriden 2 lira katkı payı(!) alındı… Ve diyelim ki, Türkiye çapında günde 5 bin kişiye uygulandı  bu işlem! günde 10 bin lira… On günde 100 bin lira… Ayda 300 bin lira… Yılda 3 milyon 600 bin lira…

İyi kazanç!

Defalarca ikaz ettik, vazgeçmediler… Müdür diye koydukları görevliler sürekli “Hata olmuş” demekten bence yıldılar! Dediğim gibi, hata oluyor ama, asla Migros’un aleyhine değil!

Belli ki, mal satmadan alınan fazla paralar, tatlı gelmiş…  Ama ticarette, böyle haksızlık olur mu?  Elbette olmaz!  Hem ayıp, hem günah!

Benden söylemesi…

Migros alışverişlerinizi bitirdiğinizde fiyat etiketleri ile kasa fişi fiyatlarını kontrol edin.  Tabii eğer şirketin gelirine katkı payı vermek istemiyorsanız…

Eğer Migros’tan bir açıklama yapılırsa bu konuda, aynen yayınlarız…