Korkuyla tanrı yaratmak…

Akp siyaset hayatımıza ilk günden bugüne kadar olan süreçte hiç bıkmadan usanmadan birbirleriyle çelişen, akla hayale sığmayan bir sürü zırva içeren beyanlar ekledi.

Hepsini bir defada değil, bin defa yazmaya kalksanız başaramazsınız. Na-mümkün.

Her seçim öncesi billboardları, “Artık yerli uçağımızı yapıyoruz” la süslüyorlar ama. Hani nerede? Galiba hayalet uçak yaptılar, biz görmüyoruz. Uçak görünmüyor lakin.

İsteyen kafayı bulup uçabilir!

*

Hatırlarsınız, öve öve bitiremedikleri, biz yaptığa getirip uydu fırlatmıştık. İtalya’nın ürettiği, Fransa’nın fırlattığı sadece adı yerli olan Göktürk uydusu.

Dedik ya, saymakla bitmez, uzun bir liste çıkar yalanlar serisinden ortaya. Amentü gibi tekrarladılar. Meşreplerine göre konuşuyorlar. Öyle ki, artık muhalefete bile ihtiyaç kalmadı, çünkü kendi sözlerini kendileri yalanlar hale geldi.

Sevgili okur; Yaşanılanların en azından yakın tarihçesini biliyorsunuz. Detayları geçiyorum!

Ama benim favorim, “benim başörtülü bacıma saldırdılar”, “Görüntüleri cumaya yayınlıyoruz” idi. Büyük yalan. Oskarlık yalan. İddia ediyorum söz konusu yalandan, etkili bir film senaryosu çıkar.

Yalan büyüdükçe korkuları da büyüyor. Korkular büyüdükçe yalanlar büyür.

Yalan korkunun tortusudur, iktidarlarını kaybetmekten korkuyorlar. İktidarlarını kaybederlerse yok olup bir daha gelmemek üzere gideceklerinin farkındalar.

*

Dindarların hayatı Tudors entrikalarıyla benzerlik göstermektedir.

Hatırlarsanız bir ara CNBC-E’de yayınlanan “The Tudors” isimli bir dizi vardı.
Müstehcen sahneleri bol olan bu dizide, İngiltere Kralı VIII. Henry’nin üzerinden İngiliz saray entrikaları anlatılır. Aşk, ihanet, entrika, diplomasi, din, politika, eşcinsellik ve seks bulursunuz.
Dindarların siyasi hayatı da Tudors entrikaları örmekle geçti.

*

Bu ülkede insan istihdam etmek için yaptıkları yerler, adliye sarayları, cezaevi ve icra daireleri.

Halk için tek bir fabrikaya çivi çakmadılar.

Halk dedim de. Halk ne yapıyor?

Bir kısmı, algı operasyonlarıyla korkutularak, istedikleri neticeyi ortaya çıkaracak şekilde oy kullandırılıyor.

Kendilerine yakın dindar kesim ise ayrı bir vaka, olanları bu kesime anlatmak bing-bang teorisini kanıtlamaktan daha zor.

Bugün tüm İslam dünyasına baktığımızda bunu apaçık görüyoruz. Ancak, “koşulsuz itaat” söz konusu oluyor ki, onun da esasen inançla değil, çıkarla veya korkuyla ilgisi var.

Korkularıyla tanrı yaratıyorlar, etten kemikten oluşan. Yeryüzü tanrısı.

Çok bir şey beklememek gerek Satranç bilenler iyi bilir; piyonlar iyi bir askerdir.

Belki de olay Tolstoy’un dediği gibidir: “Ortada korkunç bir şey yok. Kitleler her zaman yalnızca iktidara tapınırlar. İktidarda olan hükümettir ve ona tapınıp, bizden nefret ediyorlar; yarın biz iktidarda olunca da bize tapınacaklar…”

*

Modern toplum insanın istismarına kapalı kanunları, katı kuralları olan acımasız devasa bir aygıttır. Acımasızlığı ölçüsünde bereket ve konfor üretir.

Türkiye’de ise, modern anlamda ciddi bir toplumun varlığından söz edemeyiz.

İdiot toplumlardan güzellikler asla çıkmaz.

Tam olarak tanımlamak gerekirse muhafazakâr İslamcı kılıklı bu yamyamların iktidar olanaklarıyla şekillendirdikleri çıkara dayalı bir aç kurtlar imparatorluğu var.

Hayrettin Karaman gibi fetvacılarıda her şeyi kılıfına uyduruyor.

E ne kalıyor geriye. Biz kalıyoruz.
Ve bizler için bu imparatorluk giderek ceberrutlaşıyor.

* Şimdi size ilginç bir not düşeceğim: Bizim aile siyasi yönden çok sesli koroyu andırır. Dayıoğullarından birisi MHPli. Fikir çatışması nedeniyle kendisiyle fazla görüşmeyiz. Bayram nedeniyle bir araya geldiğimde, ‘Ne olacak sizin haliniz, iyice birbirinize karıştınız nasıl ayıracağız sizi?’ dedim.  Cevabı netti,“uluyorsa kurttur, yalıyorsa ittir.”

Belki İlginizi Çeker

0 yorum